RSS Feed
Eki 15

Bingöl Üniversitesi

Posted on Cuma, Ekim 15, 2010 in Yerel Yazıları

Bu yazı toplamda 734, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.

Bir ilin kurumsal kimliği logosudur demiştik bir zamanlar,
Hiç kuşkusuz üniversitelerin logoları da çok önemli anlamlarla sembolize edilirler
Çiçeği hala burnunda Bingöl Üniversitesinin tasarlayıp benimsediği logo “Güneşin Doğuşu” ve “Açık kitap figürü”nden oluşuyor.
Himalaya ve Alplerden sonra, güneşin doğuşunun en iyi izleneceği yer olarak bilinen Bingöl Dağları olduğu için tercih edilmiştir.
Gücü ve hâkimiyeti de temsil eder güneş…
Açık kitap ise;
Aydınlanmayı, gelişmeyi, büyümeyi sembolize eder,
Güneşin doğuşu ve açık kitabı aynı karede ele aldığınızda;
“Bingöl’e bilim ve Kültür Güneşinin doğuşu”,
Bingöl Üniversitesi ile sağlanmak istenmektedir.

Bingöl Üniversitesi, Bingöllünün kırk yıllık hayaliydi,
Bingöl tarihinin en büyük projesi,
En anlamlı ve verimli hizmetidir.
29.05.2007 tarihinde 17 Üniversite ile birlikte açılan Bingöl Üniversitesi akranlarının içersinde en hızlı gelişeni ve en hızlı büyüyeni olarak bilinmektedir.
Hem Akademik çalışmalarıyla ve hem de fiziki görüntüsüyle bunu bir çırpıda görmek mümkün.
Ancak hala yolun başında ve kat etmesi gereken hala uzun bir yolu vardır.

Hızlı büyümesinin en önemli sebebini;
Rektörlük Makamının iş bilirliği ve becerisine,
Siyasi iradenin olağanüstü katkılarına
Bingöl Milletvekili ve Devlet Bakanının finanssal desteğine,
Bingöl yönetiminin uyum içinde çalışmasına,
Bağlanabilir…..
Bunun sonucunda ise;
3 yılda dört fakülde,
iki enstitü,
bir yüksek okul,
bir enformatik bölümü
bir araştırma merkezi
ve İlahiyat Fakültesi’nin de çıkıyor olmasıyla hızla geliştiğini görmek yarınlar adına umut vaat etmektedir.

Üniversiteyi bacasız fabrika olarak görmek isteyenler,
Bugünden elini taşın altına sokup, yatırım yapma zorunluluğu olmalıdır,
Bugün meyvelerini toplama zamanı değil,
Tohum atma zamanıdır…
Siyasi irade, Üniversite yönetimi, Bingöl halkı el ele vererek,
Varsa açıklarını kapatmalı ve hakkettiği konuma ivedi gelmelidir……
Üniversitelinin yaşamsal koşullarını iyileştirmek,
Bingöl Üniversitesinde okumanın bir ayrıcalık olduğu kıvamına getirmek,
Hasılı Bingöl’de okumak için Bingöl’ü tercih sebeplerinin cezp edici olgunluğu yakalamak için her kes ve her kesim üzerine düşeni yapmalıdır.

Üniversite halktan kopuk değil, halkıyla iç içe yaşamalı,
Halk üniversiteden,
Üniversite ise halktan destek görmelidir.
Bir üniversite Akademik çalışmalarıyla ön plana çıkmalı,
Hukuk kadar, Adalet kadar saygın olmalıdır.
Halk itibarındaki saygınlığını yitirdiği an Üniversite sakat doğacaktır.
Akademik çalışmalarıyla değil,
Usulsüzlük ve yolsuzluklarla anılır olacaktır.

Dolayısıyla;
Türkiye’nin tüm illerinde neredeyse Üniversite varken,
Üniversitelinin Bingöl’ü ve dolayısıyla Üniversitemizi tercih etmesinin bir esprisi olmalı,
Cezp edici bir yönü olmalı,
Elle tutulur bir anlamı olmalı….
Çok kaliteli bir üniversite,
Veya acayip ucuz bir şehir,
Veya güvenli emin bir şehir gibi hasletleri olmalı ki tercih sebebi olsun öğrencinin….

Bingöl Üniversitesi böyleli hızlı büyüme ve ilerleme gösterirken,
Elbette eksiklikleri ve yanlışlıkları olmuştur…
Bu yanlışlıkları daha büyük yanlış yapan yegâne metot,
Bence yerel basını kullanarak yapılmış olmasıdır…
Sorunları yumağından ayıracaksanız aracıya ihtiyacınız yok.
Gider bir masanın etrafında toplanır konuşur ve sonuçlandırırsınız.
Mesela Solhan ilçemizde bir yüksek okulun olamayış sebeplerini gazeteler aracılığıyla değil,
İşin muhataplarıyla birebir konuşup çözme yolu denenmeliydi bence…
Üniversitemizin o dönemlerde iyi bir halkla ilişkileri olmalıydı mesela…
Meseleyi dallandırıp büyütmeden çözmeli ve herkesimden insan muhatap kabul edilmeliydi.
Konuşarak halledilebilecek küçük sorunlar bir ilçenin bir üniversite yönetimiyle arasını açabilecek kerteye getirmesi,
Daha doğuş aşamasında olan bir Üniversitenin sakat doğmasına sebep olabilirdi maazallah…

Üniversite bu şehrin en büyük projesi,
Türkiye’deki başarılı yüzü olmalıdır…
Akademik çalışmaları,
Belediye Başkanlığı ile yaptığı başarılı Sempozyumlarıyla gündeme gelerek kendisini kanıtlaması dururken,
Nakıs çekişmeler,
Basit ve karalayıcı ilişkilerle gündeme gelmekten sakınmalıdır…

Siyasetçisiyle, akademisyeniyle, yerel yönetimle,
Sivil inisiyatifçisiyle, basınıyla ve halkıyla bir bütün olarak herkes Üniversiteyi sahiplenmelidir..
Unutulmasın ki,
Sahiplendiği kadar tütecektir bacaları…
Sevdikçe sevilecek,
Değer verdikçe meyve verecektir….
Vesselam…

Bu yaziya ilk yorumu sen yazmak istermisin?

servet-beki