Aşk Kurban İster..
Bu yazı toplamda 830, bugün ise 0 kez görüntülenmiş.
“Herkesin bir kurbanı vardır, adadığı Allah’a,
Ve şartlandığı hayata…
Peki, senin İsmail’in ne?
Ve onu Kurban etmeye hazır mısın?” diye sormuş Üstad.
Aşk kurban olmak ister tüm benliğinle…
“Kurban olurum ben sana” dediğinde neyim varsa senindir demeye getirir..
Hani burası bir anlamda Aferin’i hak ettiği yerdir,
Çok sevdiğine hiç düşünmeden ve çekinmeden her şeyini feda etmek,
Onun için benliğini, kişiliğini, gururunu hatta hayallerini vermeyi teklif edebilmek,
Bir anlamda da kişiliğin kazanılacağı yeri burayı bellemek,
Kurban olabilmeyi öyle böyle sözlerle değil, özde yapabilmekle mümkün olur.
“aşk işinde yaşamak için ölmek gerekir
Yaşamak için ölmenin sırrı hayatı çoğaltmaktan geçer
Hayatı üretmekten, zamanı çoğaltmak, zamanı başkaları için de kullanılır yapmak
Tek başına tüketmek yerine paylaşarak çoğaltmak
Belki zamanı başkaları içinde örnek hâle getirmek
Bir şeyler yapıp bu dünyadan öyle gitmek,
Adımızı gökkubbenin duvarına kazımak ”
Peki ya aşk-ı hakikiye ne kurban edeceğiz?
Bizim İsmail’imiz ne?
Ve onu kurban etmeye hazır mıyız?
Sevdiklerimizi Allah’a adamaya hazır mıyız?
Kendimizi ve sevdiklerimizi Allah’a ve O’nun dinine adamaya hazır mıyız?
Allah yolunda fedakârlık yapıp O’na teslim olmaya hazır mıyız?
Bir an verebildiklerimiz bizimmiş gibi davranıp yolunda feda etmekle böbürlenip,
Ortalıkta hava atıp, nefsimizi sevindire biliriz aslında….
Ancak kimin malını kime veriyorsun türünden sorular beynimizi kemirirken,
Gerçeğin bir tokat gibi yüzümüzde hissedildiği durumlardır Kurban oluvermek…
Allah’ın verdiğini Allah’a lütfenlerle vermek,
İhsanmış gibi gururlanmak,
Kutsiyetiyle övündüğümüz ibadeti büsbütün gölgelemez mi?
Fedakârlık, İhlâs ve cömertliğin adresi olan kurban oluvermek,
Kişinin sevdiklerini hiç tereddüt etmeden Allah’a adayabilmesidir, adamasıdır.
İşin merkezinde canan için canı feda etmek,
Kendisini, nefsini Allah’a ve O’nun dinine adamasıdır Kurban oluvermek….
Kurban oluvermek;
Şek, şüphe ve tereddüt gerektirmeyecek kadar pürüzsüz olmalı,
Canan için Can’dan vazgeçerken geriye dönüp gözüm kaldı diyememeli,
Nuh un gemisine binebilen bir avuç sadık raiyetten biri olmalı,
Hz Ebubekir olup, riyasız sadık olmalı sevgilisine
Sebat ve kararlılık yıkılması mümkün olmayan en kalitelidir kale olmalı,
Yoksa kurbanda ne İsmail bulunur? Ne de Sadakat,
Zira İsmailleri ortaya koymaya vesile olmayan Kurban,
Kasaplık yapmakla oyalanmak, fakru fukaraya et verebilmekten öteye gitmeyecektir.
“Kurbanın ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Belki kesenlerin takvası Allah’a ulaşır” ayeti celilesi meramımızı ifadeye kâfidir derim.
Yoldan çevirin geçenlerden rastgelenini,
Uzatın mikrofonu ve sorun düşüncesini:
“Allah’a canım fedadır” diyecektir tereddütsüz…
Peki, O’nun emir ve yasaklarından kaç tanesini yerine getirebiliyoruz sorusu sorulsa:
Başlar aşağı olası muhtemel en kuvvetlisinden uydurmaya çalışırız bir bahane…
Öyle ise Allah ne yapsın amelsiz canı, kurban olan başı….
Herkes bir varlığa kurban olmaya aday,
Kimisi dinine, kimisi de vatanına,
Kimi mal, mülk ve servetine, kimisi de sevgilisine canını verecek kadar bağlıdır.
Herkes kurban olduğu merciin değerini kazanır.
Peki, biz neyin kurbanı olmaya hazırız?
Durmamız gereken yer?
Olmamız gereken yar neresi?
Tek cümle ile bağlamak gerek..
Tüm samimiyetimizle ve kocaman yüreğimizle:
“Rabbim, varlığım senin ve dininin varlığına armağan olsun”
Diyebilmeliyiz, demeliyiz.
İman, sevdiğimiz şeyi kurban etmektir.
Gerektiğinde de kurban olabilmektir.
İbrahim (AS) olup sözünü yerine getirmek, verdiğini kurban etmektir
İsmail (AS) olup, korkusuzca ve iman ederek boynunu uzatabilmektir
Bütün mesele Kurban olurken veya kurban verirken,
Sevgilisine bir adım daha yaklaşma arzusu taşımaktır
Biraz daha sevme ve biraz daha sevilme adına kutlayacağımız kurban bayramınızı tebrik ediyor,
İslam âleminin kurtuluşuna ve uyanışına vesile olmasını diliyorum.


Bu yaziya ilk yorumu sen yazmak istermisin?