Dışa Atılan İmza
Bu yazı toplamda 933, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.
Dünya medyasının objektiflerini diktiği Davos,
Asırlık zulme ve mezalime karşı bir başkaldırının hikâyesini titreyerek izleyince,
Osmanlı sonrası izlenen dışımızdaki politikanın rengi, şekli-şemaili ve çizgileri de değişmiş oldu.
Ve gelinen noktada bugün;
Türkiye Dış Politikası dünya barışı ilkesi üzerine kurduğu akılcı, tutarlı ve istikrarlı gelişmelerle kesilen asırlık çınarın kavuğundan filizlenerek baş göstermektedir.

Bir Türk dünyaya bedeldir” deyip,
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ninnileriyle bir asır uyutulan bu devlet,
“Türkün Türk’ten başka dostu yoktur” felsefesiyle Türk’ün dışında tüm insanlığı düşman belleyip,
Seksen küsur yıl biriktirmiş olduğumuz düşmanlarla etrafımızda korkular yumağı oluşturduk.
Araplar düşman…
Kurtuluş Mücadelesinde bizi arkadan vurmuşlarmış…
Komşular düşman…
Topraklarımızda gözleri varmış…
Kürtler düşman…
Bölmek, parçalamak istiyorlarmış.
İslamcılar düşman…
Dini düzen getireceklermiş…
Ermeniler zaten düşman..
Parayla toprak satın alıp, ülkemizin bütünlüğüne kastedeceklermiş…
Devlet politikası böyle korkular faraziyesi üzerine bina edildiğinden,
Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur felsefesi de gönüllerde taht kurmuş oluyordu…
Böyleli korkularla büyütüldük….
60 lı yıllarda duyduklarımız, okuduklarımız bugünle aynı..
Asla peşimizi bırakmayan korkularımızla yuvarlatıp büyüttüğümüz kartopu misali sorunlarımızla bugünlere gelebildik…
Gölgelerimizden şüphe ederek korkularımızın arkasına yaslanıp, güzel ülkemizde yaşamayı kendimize zehrettik….
Herkesi kendimize düşman belleyip, dost etrafımızda dost bırakmadık…
Gönüllerimizde oluşturduğumuz korkular yumağının arkasına sığınıp, sorunlarımızı çözmekten korktuk…
Osmanlıdan, iki binli yıllara geldiğimiz yıllara kadar yanlış politikaların tezahürü ile oluşturulan sanal korkular,
Türkiye dışında da bir hayat olabileceği,
Kardeşliğin ve insanlığın sadece Türkiye insanıyla sınırlı olamayacağı gerçeği asla görülemedi…
Talcit pilavı misali ısıtılarak önümüze konulan müttefiki İsrail ve ABD ikilisi dışında kalan tüm ülkelere, ırklara, milletlere düşman muamelesiyle yaklaşmanın faturasını,
Bir ömür içimize hapsolunarak, içimizde bulunan dışımızdakilerin oyunlarıyla hasta hasta bugünlere adeta lütfenlerle gelebildik çok şükür…..
Türkiye içinde sanal gündemlerle oluşturulan istikrarsızlık burnumuzun dibinde gelişen gerçek dünyanın gerçek müdavimlerini görmemizi engelledi…
Ortadoğu beklenen havariyle ancak bu dönelmede tanıştı ve ümit biriktirmeye başladı..
Biriktirdiği ümitleri boşa çıkarmayan havari;
Önce kendi içinde reform niteliğinde gelişim ve değişimlere imza atarak istikrar ve huzur ortamı oluşturdu.
Anka kuşu küllerinden yeniden doğan Türkiye;
Sınırlarının hemen ötesinden başlayarak geliştirdiği tanıma ve tanıtma seferberliğiyle her ferdinin gönlünde taht kurmakla başladı işe…
One munite bu manada İslam aleminde ve İsrail zulmünden etkilenen insanlarda değişimin başlangıcı olmuştur..
Dokunulmayana dokunulmuş,
Asırlık zulme bir dakika denilmiştir….
Bir kıyımı, vahşeti dünyanın gözüne sokarak tüm dikkatleri Gazze’ye çeken “One munite”nin sahibi, seksen yıllık yalakalığa dik durarak destan yazmıştır.
Bu duruş yıllardır korkularımızla devşirip büyüttüğümüz düşman komşu tezini altüst etmenin kapılarını da açmıştır.
Zira böyle bir dik duruşu sahiplenen komşu ve bilhassa Arap yarımadası aradığı havariyi bulmanın mutluluğuyla Türkiye’den gelen zeytin dalını öpüp başına koymuşlardır.
Korkularımızla yüzleşmek zorunda olduğumuz bilinciyle gelişen süreçte dış ilişkilerde demokrasinin, barışın ve kardeşliğin vazgeçilmez imzası olduğumuz kanıtlanmıştır.
Türkiye son yıllarda dış politikada izlediği strateji ile hem bölgesel,
Hem de küresel olarak yerini pekiştiriyor…..
Başta komşularla sıfır problem anlayışı olmak üzere izlediği proaktif politika,
Veya Dış dünyayla olan olumlu diyalog,
Türkiye’de bazı çevrelerce eksen kayması olarak algılanmış olsa da,
Bunun adına eksen kayması değil,
Hiç şüphesiz Ezber bozmak denir,
Yeni Osmancılık değil,
Yeni bir dünya ve Türkiye okumasının yansımasıdır şüphesiz…
Her türlüsünden desisene engellemelere rağmen,
Bugün Ortadoğu’nun hamisi arabulucusu ve lideriyiz…
Ortadoğu üzerinden hesap yapacak batı alemi bir numaralı Sandalyeye Türkiye’yi oturtmadan hesap yapması düşünülemez artık..
Hiç kimse eskiden olduğu gibi AB ve ABD’den gelen taleplere tek taraflı evet dememizi beklemesin bizden,
Zira kendi ifadeleriyle:
“Türkiye bundan böyle kendisinden her isteneni yapmayacaktır”
Yenidünya düzeninde Türkiyesiz bir gelişmenin olması tahayyül bile edilemez artık,
Bu düzenin başta düşman bellediğimiz komşular olmak üzere bütün ülkelerle iyi ve güçlü ilişkilerin ve işbirliğinin kurulması ile Uluslar arası barış, istikrar ve mutluluğu amaçlanmalıdır.
İçte görülen istikrar ve başarılı grafik,
Dışarıda başarılı imzalar atmaktadır.
Saygılarımla…




Üstadım bu güzel yazınız enemi okşadı diyebilirim. Tebrik ediyorum