Demokrasi Çadırları…
Bu yazı toplamda 456, bugün ise 1 kez görüntülenmiş.
Son Yıllarda Demokrasi platformlarının yeni adresi çadırlar olmuştur,
Herkesim kendi demokrasi anlayışına göre açar çadırını,
Her fikir, her görüş kendi yaşam tarzıyla belirler çadırın rengini,
Her istek, her görüş farklı haykırır kurduğu çadırda…
Sonuçta fikir, görüş, istek, yaşam tarzı ne olursa olsun,
Çığlıklar demokrasi sınırları içinde kaldığı müddetçe güzeldir, renktir, çeşitliliktir….
Kimisi çadırda insan hak ve özgürlüklerini haykırır,
Kimisi özlük hakkını..
Alın terini, emeğin karşılığını ister..
Kimisi dil, din, ırk, renk ayrımına artık “dur” demek için kurar çadırını,
Kimisi de bu istekleri Anayasa hükmü haline getirmek için kurar…
Kimisi Partiler kapanmasın, Baraj % 5lere çekilsin diye kurmuş çadırı,
Kimisi tutuklu bulunan fikirdaşlarının serbest bırakılması için kurmuş…
Çadırlardan gelen isteklerin çeşitliliği ne kadar demokrasi teamüllerin gereğiyse,
Şiddet ve çatışmalara son verip özgürce fikir beyan etme platformu olma adına o kadar gelişme kat edilmiştir.
Bugün Demokrasi Çadırı ilimizde de kurulmuştur,
İki – üç günlüğüne Belediye Kültür parkında kurulan bu çadırda,
İstekler tanıdık, istekler bildik, istekler demokrasi sınırları içinde olmaya gayret gösteriliyor.
Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz,
O sizin bileceğiniz şey…
Katılırsınız veya katılmazsınız bu görüşlerine o da sizin bileceğiniz iş,
Zaten demokrasi denen şeyin güzelliği de burada işte.
Bir başkasının yaptığı işi veya benimsediği bir görüşü benimsemenizin gerekmediği demokrasi gereğidir..
Siz kendiniz için istediğiniz bir şeyi benim için de istiyorsanız o zaman demokrasi isteğiniz çığırtkanlıktan öte kabul görür…
Bu nedenle sokaklar kirletilmeden,
Kamu ve şahıs malına zarar vermeden,
Ortamlar savaş alanına dönmeden,
Savaş çığırtkanlığı yapılmadan,
Kimsenin burnu kanamadan,
Demokrasi Çadırları kuranları kutluyorum..
Demokrasi çadırlarıyla Demokrasiye bir adım daha yaklaşılmıştır.
Zira savaşla demokrasiyi aynı karede tutmak,
Özgürlük ve kan’ı aynı cümlede kullanmak samimiyetten uzak,
Demokrasiye ters ve insan fıtratına aykırı olarak değerlendirilmelidir.
Bir yerde savaş, şiddet, çatışma ve demokrasi aynı çatı altında yaşayamaz.
Hem insani hak ve özgürlüklerden bahsedeceksiniz,
Hem de bir başkasının hakkını hem de yaşama hakkını elinde alacaksınız,
Sonra da gelip Demokrasiden bahsedeceksiniz,
İşte bu olmaz, olmamalı,….
BDP nin Kültür Parkında kurduğu çadırın ziyaretçisiydim bugün..
Demokrasi istemek için güzel bir gün bugün..
Güneşli bir hava..
Baharla filizlenen mis kokulu çimler üzerine kurulan çadırda demokrasi istemek….
Demokrasi mevsimi bu mevsim..
Mevsim bahar…
Toprağın ve nebatatın yeniden filizlenmesi canlanmasıyla güzelleşir yeryüzü…
Filizlenen ottan herkes istifade eder,
Öten kuşu herkes dinler,
Baş kaldıran gül’ü herkes koklar…
Hiç kimsenin dini dili rengi ırkı gözetilemez…
Cenabı Hak her şeyi insan için yaratır..
Ve herkes kendince yararlanır baharın nimetlerinden….
Tıpkı demokratikleşmenin herkese lazım olacağı gibi,
Tıpkı demokratikleşmede herkesimin kendisini bulabilmesi gibi,
Tıpkı bu bahar mevsiminin demokratikleşmeye en yakın mevsim olduğu gibi,
Tüm Ortadoğu da demokratikleşmeye gidilmektedir…
Demokratikleşip sivilleşmek ve dolayısıyla normalleşmek için en müsait mevsim demokratikleşme mevsimidir.
Pardon bahar mevsimidir…
Baksanıza;
Demokrasinin vazgeçilmezi seçimler kapıda,
Seçim sonrası sivil Anayasa yapılması fikri olgunlaşarak kabul gördüğü bir mevsimde,
Tüm komşularımız demokrasi için meydanlarda,
(Birilerinin petrol iştahı kabarsa da) Demokrasi ateşi ortadoğuyu ısıttığı günlerde,
Ana muhalefet bile bir parça karnından da olsa demokratikleşme dediği günlerde,
İktidar seçim stratejisini tamamen demokratikleşme üzerine sürdürmekte,
Demokratikleşme taraftarlarından aklınıza kim geliyorsa bir parça taraf olarak işin çözülmesinden yana…
Hâsılı Barış, hoşgörü ve tahammül sınırları içinde hiç olunmadığı kadar,
Demokratikleşmeye ve Normalleşmeye yakınız artık…
Yeter ki karnımızdan konuşmayı bırakarak herkes peşindeki taşları birer birer döküversin,
Yeter ki ağızdaki baklayı net olarak çıkarıversin herkes,
Yeter ki kimsenin gizli arka bahçesi olmasın…
BDP ne istiyor peki kurduğu bu Demokrasi Çadırında;
“Anadilde Eğitim” istiyor,
“Siyasi tutukluların serbest bırakılmasını” istiyor,
“Seçim Barajının düşürülmesini” istiyor,
“Askeri ve siyasi operasyonların durdurulmasını” istiyor….
Anadilde eğitim ve Seçim Barajının düşürülmesi gibi demokratikleşmenin vazgeçilmelerinden olanları kabul edip destekliyorum….
Sadece kendimize istemeyelim şu demokratikleşmeyi deyip,
B isteklere Başörtü Mahkûmiyetine son demeyi eklemek istiyorum,
Ve sırasıyla devam ediyorum;
Yeni ve Sivil bir Anayasa istiyorum,
Bu sivil Anayasada;
Hiç kimsenin varlığı bir diğer ırkın varlığına armağan edilmesin…
Yeni ve Sivil Anayasanın merkezinde “İnsan” olmalı…
Her şeyin kendisi için yaratıldığı yüce yaratıcı tarafından belirtilen “insan”…
“Biz insanları ırk ırk, millet millet, kabile kabile olarak yarattık ki birbirini tanısınlar diye” hükmünün yer alacağı bir sivil anayasa istiyorum….
Türklerin, Kürtlerin, Zazaların, Kemalistlerin, Alevilerin, Sunnilerin, Gayrimüslümlerin, Kadınların, Gençlerin, İşçilerin, Memurların, Askerlerin., Demokratların, Yargının, Hükümetin, Meclisin aklınıza gelebilecek tüm toplumsal dinamiklerin toplumsal değerleri ve talepleri değerlendirilerek sivil bir halk anayasasını istiyoruz” talebini de
Kültür Parkında kurulan Demokrasi Çadırının duvarına asmanızı istiyorum…
Böyle sadece kendimize demokrasi değil,
herkese lazım olan o demokrasiyi gerçekten istemiş olacağız..
bütün görüş ayrılıklarına ve fikir çatışmalarına rağmen;
Kan dökmeden, birbirimizin boğazına sarılmadan, kargaşa çıkarmadan,
En azından konuşmayı deneyerek sorunları çözmek, seslerini ilgili yerlere duyurmak için kurulan ve adına demokrasi çadırları dedikleri bu platformların huzurun tesisine ve normalleşmeye katkı sunmasını diliyorum…


Bu yaziya ilk yorumu sen yazmak istermisin?